Yerçekimindeki değişiklikler Bilim ad…

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

7 Cevaplar

  1. Salih Metecan Gülşen dedi ki:

    kabuk inceliyorsa, uyku halinde yanardağlar varsa, herhalde 10 yıl içerisinde aktif hale geçer?

  2. ixion ixion dedi ki:

    10 yıl çok uzun bir süre. Eğer bu değişimler şu anda ani yaşanmaktaysa, dikkatinizi şu konulara yönlendirmek isterim:

    Ani yerçekimi değişikliği ve yerçekimlerinin artması insan vücudunda çok büyük değişimler oluşturur. Bunlardan bazıları,
    – Baş ağrısı
    – Halsizlik
    – Uyku düzeninin bozulması
    – Fıtığı olanlarda aşırı derece fıtık ağrıları
    – Tansiyon problemleri
    – Kan basıncında anormallikler
    – Baş dönmeleri
    – Stress

    Yani 10 yıl sonra ölü faylar aktif olabilir yerine, şu andaki insan durumu ve fizyolojisi incelenmelidir. Bu yerçekimi değişikliği ciddi bir şekilde insanlığı etkileyecektir.

    Metafiziksel kısımdan bakarsak da, böyle değişimler zaten beklenmekteydi. Gaia’nın kendini bir sonraki boyut için adapte etmeye çalıştığını ve bunun için de çok hızlı bir şekilde hareket edeceğini senelerdir biliyorduk. Aynı şekilde Marduk’un gelişi ile de güneş sistemindeki gezegenlerin manyetik alanının etkileceğini de 90’lı yılların başından beri Metafizik ile ilgili kesimler bilmekteydi.

    Sonuç?
    Gezegenlerdeki yörünge süreleri artıyor, yerçekiminde anormallikler oluşuyor, sıcaklıklar, güneş patlamaları ve mevsimsel problemler artıyor. Depremler fazlalaşıyor. Dünya’nın kendi etrafındaki dönüş süresi ve Ay’ın yörünge sapmaları da buna ek bonus.

    Peki insanlar bu değişime nasıl adapte olacaklar? İşte bunu araştırmanızı öneririm.

  3. mehmet dedi ki:

    sistemde fazladan bir gezegene ihtiyacımız yok ! cünkü varlıgı durumunda bel fıtıgı ,uyku problemleri ,tansyon gibi hastalıklarla ilgilenmeyecegimize ben sizi temin ederim.
    sanırım bu konuyu , bunun olasılıgını bilenler bile pek ciddiye almıyor.
    bazı astronomlar sistemimizde eksik olan cismi şu örnekle acıklıyorlar:

    jupiter dünyanın kütle olarak 60 katıdır.( hacim olarak 1300 katı civarı )
    sistemde olma olasılıgı olan kahverengi ya da kırmızı cücenin kütlesi yaklasık jupiterin 4 katı oldugu varsayılıyor .
    kahverengi ya da kırmızı cüce olasılıgı cok daha yüksek .cünkü eger bu kütlede bir gezegen ya da günesin ikizi oldugu iddia edilen bir yıldız olsaydı bu uzaktan görünebilirdi.
    .jupiterin önemini su sekilde özetleyebiliriz: dengeli olan sistemimizde bizim bu yörüngede olmamızı saglayan günesten sonraki ilk cisim.yani bu denge durumunda 2 jupiter oldukca farklı sonuclara yol acar.
    marduk-nibiru deyince de venüsün basına gelenleri anlatmak icin bir kitap yazmak lazım.
    uzun yıllar insanın gözünden kaybolan ,kendi yörüngesinden bir it dalası sonucunda ayrıldıgı varsayılan ,uzun yüzyıllar sonra yeni yörüngesinde tekrar dogan tüylü yılan .
    onun basına gelenler bugün acıklanamayan atmosferini,ilginc meteor yarıklarını , 480 derecelere varan acıklanamayan yüzey ısısını yaratmıstır. (bildigim kadarıyla ) sistemimizde tersine dönen tek gezegen olması oldukca büyük bir darbe aldıgınında kanıtıdır.kısacası umarım yoktur !!!

    • ixion ixion dedi ki:

      Mehmet Bey,

      Konuyu nerden nasıl anladığınızı veya nereye doğru neden çektiğinizi çözmekte zorlanıyorum. Benim yukarıda sıraladığım rahatsızlıkların üstte bulunan resim üzerinden yerçekimi değişikliği ile sonuçlanabileceğini ve dikkat edilmesi gerektiği yönündeydi. Lakin insanlar bu sağlık sorunlarını anlamak için doktora gittiklerinde bir sebep bulunamazsa sizin, benim gibi bilgili olamayabilirler.

      Sistemde fazladan bir gezegene ihtiyacımız yok? Güneş sistemini biz mi inşa ettik ki böyle bir yorum yapabiliyoruz? Benim orada aktarmaya çalıştığım senelerdir beklenen olayların şu anda yaşanmaya başlamış olmasıdır ki bunun aksi idda edilebilinir mi?

      Birde lütfen ne demek istediğinizi biraz detaylandırabilirseniz çok mutlu olacağım.. Tahminimce konudan konuya geçtiğiniz için net bir yorum yapamadım bundan dolayı affınıza sığınıyorum. ancak şu safhada sadece bunları yorumlayabildim…

  4. mehmet dedi ki:

    Konuyu cok dagıtmıs olabilirim.Toplamaya calısayım ,ancak konu gercekten cok dagınık aslında ve her türlü bilgi dönüp dolasıp ”sistemde eksik bir dev ”
    konusuna takılıp kalıyor gibi.
    Önce şu konuyu acayım.sistemde yeni bir gezegene ihtiyacımız yok diyerek ,dogal olarak bunun bir ihtiyac degilde ,temenni olarak algılanmasını bekliyordum.cünkü gercek ve bilim temenniler üzerinden yürümez.
    Ani yercekimi degisikliklerinin sistemdeki cekim etkilerinden bagımsız olabilecegi benim bilgilerim arasında yok.yani ; son 10 yıldır degisen yerküre aktivitelerinin ( yanardag , büyük deprem sayıları ,kücük deprem sayılarında abartılı yükselis, manyetik alanlar daki tuhaflıklar , vs..vs…vs..vs..) varlıgı nın üzerine yercekim etkilerinin degismesi , altımızdaki kabugun kalınlıgındaki degisimler eklenince ortaya cok ciddi , fizyolojik ve anatomik sorunlarımızın cok ötesinde birseylere gebe oldugumuzu anlatmaya calıstım.
    Aslında sizin söylediklerinizin üzerine eklemek isterken yazı amacını astıysa özür dilerim.
    Sizin söylediklerinizden BAGIMSIZ olarak :
    Bizler ,klasik bilimle yetismis insanlar olarak hala mayaların anlatılarına (ve sümerler ,hititler ,eski mısırlılar ,aztek ,olmerk ,xhian ,vs..vs..vs..) kehanet gözüyle bakmakta ve bu konuları metafizige havale ederek rahatlamaktayız.
    ama sunu hepimiz biliriz ki kehanet ; yasanmamıs gelecekten haber veren
    , olmamıs , hicbir ciddi bütünlüge sahip olmayan ”anlatı” larken
    (bknz nostradamus , tek tanrılı dinlerin kitapları )
    eski dönem insanlarının neredeyse cıglık cıglıga biz gördük ve yasadık dediklerine halen metafizik ya da kehanet gibi bakılmasına gercekten hicbir anlam veremiyorum.
    Neredeyse cocuklugumdan beri okudugum birbirinden bagımsız onlarca kaynakta , sistemde eksik bir parcanın varlıgını tüm astronomi camiası kabul ederken ,puzzle gibi tüm parcaları bütün halinde düsünmek gerekirken bu duyarsızlık ve aymazlıgın nedenini merak etmekteyim aslında(bilim camiası icin ).
    70 ‘li yıllarda bir astronomun pheton gezegeni diye bir cismin mars ve jupiter arasında olması gerektigini söylemesinden , günesin aslında bir ikizinin olmadıgı neredeyse tek sistemde olma ayrıcalıgımızdan !!!!!!!!!!!!!! ,
    venüsün basına gelenlerden , ve en son kütlesinin halen acıklayamadıgımız evrende bilmedigimiz kütleleri (kahverengi-kırmızı cüceler) daha 17 yıl önce buldugumuzdan , sedna gezegeni(ismi farklı olabilir ) denen cismin sistemimizde daha 2003 yılında bulunmasından , sednanın nasıl olupta o kadar uzak bir yörüngesinin oldugunu kimsenin acıklayamamasından , mezopotamya gibi okyanuslardan cok uzak bir yerlesimde 10 metre civarı cakıl ,balcık alanları bulmamızdan daha fazla endisenlenmemiz gerektigini düsünüyorum..
    Bilim , acıklayamadıgı olayları kedinin ….. örtmesi gibi örter ve ardına bakmadan oradan kacar ve gider. taki o konuda net tartısılamaz kanıtlar bulunca ,suc mahalline geri dönen katiller gibi, geri döner.
    metafizik ve dinlerde ortaya karısık birseyler hazırlar …Ama gercek sudur ki ;
    gecmiste dünya üzerinde varolan olaylar günü geldiginde mutlak tekrar edeceklerdir. Bu yazıyı sabredip sonuna kadar okuyanları az-biraz huzursuz ettiysem ne mutlu bana !! 🙂

    Not : yukarıda yazan ,eski tarihli olan ” bilgiler ” milyonlarca sene önce olmadı.
    yaklasık M.Ö. 1000 – M.Ö. 5000 yıllarıyla ilgili bilgilerdir.
    Bu arada iyi haber günesin ikizinin gelmesine yaklasık 2-3 milyon yıl daha var:)
    kötü haber ise jupiterin 4 katı kütleye sahip bir cismin daha bulunamamıs olmasıdır.

    • ixion ixion dedi ki:

      Huzursuzluktan çok insanların gözlerini açmasını istemişsiniz bence 🙂 Haklı olarak…

      Yanlız bahsettiğiniz konularda metafiziğin devreye giriş kısmı da çok önemli. Çünkü her 6000 yıllık süreçten sonra dünya kendine bir bakıma “reset” atmakta. Buda bulunduğumuz gezegenin, içinde yaşayan bireylerin bir çeşit sınavdan geçtiğini göstermekte.

      Bilim adamları beni her zaman güldürmüştür. Çünkü dünyanın milyonlarca yıllık yaşına baktığımızda kim bilir kaç kez elektrik, uçak, araba, ışık, ateş kavramları keşfedildi.

      Ha şunu da eklemek lazım, bu sürekli tekrarlanan olaylar yaşanırken dünya da olduğu yerde durmuyor tabiki. Mesela uzun seneler önce dünyanın bulunduğu yörüngede, dünya yerine “Tiamat” isimli bir gezegenin bulunduğundan bahsedilir. Dünyanın da bu gezegenden “kalan” kütlesi olduğu söylenir. Lakin dünyadaki okyanısları çekip çıkarsanız, dünyanın yarım olduğunu görebiliriz. Bu da bize dünyanın (daha doğrusu Tiamat’ın) bir cisim ile çarpıştığını ve çok büyük bir felakete uğradığını kanıtlar vaziyette. Eğer ileride şu astroid kuşağımıza bir “probe” göndermeyi başarıp da orda bir numune alıp test e tabi sokarlarsa eminim ki dünyasal kütle kalıntıları bulacaklardır. Çünkü zaten o kuşak Tiamat’ın ya da dünyanın diğer yarımı 🙂

      Marduk eğlencemize gelince, yanlış hatırlamıyosam 1983 – 1993 tarifleri arasında Nasa, güneş sistemine ait yeni bir gezegen bulduklarını ve çok büyük bir yörüngeye sahip olan bu gezegenle ilgili araştırma yapacaklarını açıklamışlardı. Aynı gün içinde bu açıklama yalanlandı ve bir önceki bilgi kurutulmaya çalışıldı.

      Özetle başımızda bize yaklaşan 1 gezegen değil 10 gezegen bile olsa. Kanıtlar bulunsa da açıklanılmak istenmediği sürece biz hiçbişey duyamayız, göremeyiz.

      Buna en basit vereceğim örnek: Türkiye’de zamanında su ile çalışan arabanın icat edildikten sonra, mucit’in ortalıktan yok edilmesidir.

      Daha konuyu karıştırmadan. Güneş sisteminde birşeyler oluyor. İnsanlar bunu korku ile bekleyebilir. Ama bu ilk kez yaşanan bişey değil.Kim bilir bu kaç kez tekrarlandı.

      Korku ile beklemek yerine araştırın, gezegeninizi ve sisteminizi tanıyın. At gözlükleri ile dolaşmaktan vazgeçip evrenselleşin. Hepimiz kökenimizde enerjiyiz. Hepimizin yaydığı enerjisel bir frekans mevcut. Bu frekansı keşfedin. Kendinizi tanıyın, dinleyin. Önümüzdeki dönem daha önce tekrarlanmış olsa bile bunu bizler ilk defa yaşıyoruz, heycanlanın, korkmayın. Ki bu dönem biz insanoğlu için çok önemli.

      Bu sebeplerden dolayı lütfen günde 1 saat olsa bile evinizdeki o sıcak noktanıza çekilin ve düşünün. Maddesel herşeyi kafanızdan geçici olarak atın ve odaklanın…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir